Bilişim Sorumluları Toplantısına Katıldık

0
612

chp-bilisim-toplanti1

Yenişehir İlçe Bilişim Sorumlusu olarak benim de katıldığım Cumhuriyet Halk Partisi Bilişim Sorumluları Toplantısı 7 Aralık Cumartesi günü CHP Genel Merkezinde gerçekleştirildi.

emrehan-halici

Emrehan Halıcı: “İktidar Olmak İçin Daha Çok Çalışacağız”

Genel Başkan Yardımcısı Emrehan Halıcı. “İktidar olmak istiyoruz. Bu nasıl gerçekleşecek? Bunun çok kolay bir cevabı var. Çalışacağız, çok çalışacağız, daha çok çalışacağız” dedi.

-“Çok çalışmak boşa kürek çekmek biçiminde olmamalı. Akıllı, verimli, üretken bir biçimde çalışmalıyız. Sonuca odaklanmalıyız. Sonucu almak için başından itibaren planlı, denetimli bir biçimde çalışmalıyız”

-“Çalışmamız kolektif bir yaklaşımla sürdürülmeli, birimizin yaptığı diğer bir arkadaşımızın yaptığı çalışmanın tamamlayıcısı, destekleyicisi, bir bütünün parçalarını tamamlayıcı ve  saydam olmalı.”

-“Büyük bir mutlulukla ve gururla ifade etmeliyim ki, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu bir Genel Başkan Yardımcılığı makamının bulunduğu tek parti CHP’dir. Gene hemen eklemeliyim ki, bütün il ve ilçelerde seçimle işbaşına gelen bilişim sorumlularının bulunduğu tek partide CHP’dir. Bu önemli gelişmeyi, bu önemli adımı atma konusunda bize büyük destek veren, bu yolu açan Sayın Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum”

CHP Genel Başkan yardımcısı Emrehan Halıcı 81 ilden gelen CHP’nin bilişim sorumlularının katıldığı ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile Genel Başkan Yardımcıları Nihat Matkap ile Perihan Sarı’nın da hazır bulunduğu toplantıyı bir konuşma ile açtı. Halıcı’nın konuşması şöyle ;

Sayın Genel Başkanım, çok değerli parti yöneticisi arkadaşlarım, partili arkadaşlarım, sayın basın mensupları, il ve ilçelerimizin çok değerli bilişim sorumluları, hepinize hoşgeldiniz diyorum.

Örgüt emekçimizden Genel Merkez yöneticilerimize, bilişim sorumlularımızdan Sayın Genel Başkanımıza kadar bütün Cumhuriyet Halk Partililer olarak isteğimiz, hedefimiz aynı. Daha güzel, daha mutlu ve daha huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Demokrasinin, özgürlüğün barışın egemen olduğu bir Türkiye istiyoruz. Bilime, teknolojiye, sanata daha fazla önem verilen bir Türkiye istiyoruz. Daha iyi düşünen, daha iyi üreten ve daha iyi paylaşan bir Türkiye istiyoruz. Ve en önemlisi bütün bunları gerçekleştirmek üzere Cumhuriyet Halk Partisi olarak iktidar olmak istiyoruz. Bu istek acaba nasıl gerçekleşecek? Aslında bunun cevabı herkes tarafından biliniyor çok kolay bir cevabı var. Çalışacağız, çok çalışacağız, daha çok çalışacağız. Ama bu toplantıda çok çalışmanın nasıl biçimleneceğini belki incelemekte, değerlendirmekte yarar var. Çok çalışmak boşa kürek çekmek biçiminde olmamalı. Akıllı, verimli, üretken bir biçimde çalışmalıyız. Sonuca odaklanmalıyız. Sonucu almak için başından itibaren planlı, denetimli bir biçimde çalışmalıyız.

İkinci husus, çalışmanın nasıl biçimlenmesi gerektiğiyle ilgili benim düşüncem tek başına çalışsak bile bireysel bir yaklaşımla değil, bütünsel, toplu, tümleşik, kolektif bir yaklaşımla çalışmalıyız. Birimizin yaptığı diğer bir arkadaşımızın yaptığı çalışmanın tamamlayıcısı olmalı, destekleyicisi olmalı. Çalışmalarımız bir bütünün parçalarını oluşturmalı, teşkil etmeli.

Üçüncü konu, çalışmalarımız saydam olmalı. Birbirimizin ne yaptığını veyahut ne yapmadığını görebilmeliyiz, takip etmeliyiz ve birbirimizi denetleyebilmeliyiz. Ancak böyle olursa hangimizin başarılı olduğunu veyahut yeterince başarılı olamadığını görme, takip etme şansına sahip oluruz. Ve böyle olursa başarıyı takdir edebiliriz, başarıyı ödüllendirebiliriz ve başarının önünü açabiliriz. Hepimizin başarılı olmaya ihtiyacı var. Başarılı olmak mecburiyetindeyiz. Çünkü iktidar olmak için başka çaremiz yok.

Çalışma biçimiyle ilgili son değineceğim konu ise çalışmalarımızın üstünkörü, klişe veyahut kulaktan dolma bildiklerimize dayalı değil, gerçek, hatasız ve güncel bilgilere dayalı olması gerekliliğidir. Tekrar ediyorum bilgiyi kullanacağız ve bu bilgiler hem gerçek olacak, hatasız olacak ve güncel olacak.

Bütün bu anlattıklarımın gerçekleşmesi için bakmamız gereken yer, dayanılan yer bilişimdir, bilgi ve iletişim teknolojileridir.

Büyük bir mutlulukla ve gururla ifade etmeliyim ki, Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu bir Genel Başkan Yardımcılığı makamının bulunduğu tek parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Gene hemen eklemeliyim ki, tüzük kurultayında yaptığımız değişikliklerle bütün il ve ilçelerde seçimle işbaşına gelen bilişim sorumlularının bulunduğu tek partide Cumhuriyet Halk Partisidir. Bu önemli gelişmeyi, bu önemli adımı bize atma konusunda büyük destek veren, bu yolu açan Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

Sayın Genel Başkanım, değerli arkadaşlar, bugün bol miktarda teknolojiyi konuşacağız, teknolojiden örnekler sizlere sunacağız. Siyasette teknoloji çok önemlidir. Ama teknoloji bu kadar önemliyken insanı teknolojiden ayırmak mümkün değildir. Bizim teknolojiye vereceğimiz önem insanın siyasetteki öneminin azalması anlamına gelmez. İnsanlarla birebir konuşmak, onlara dokunmak, onlarla birebir iletişim kurmak muhakkak asıldır, esastır. Bunlardan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Biz bugün kendi konularımızı çok önemseyerek size anlatacağız. Ama partimizin diğer birimlerinde bu görevleri yapan arkadaşlarımızın bütün diğer yaptığı hizmetlerinde önemini hiçbir zaman gözardı etmeyeceğiz. Örneğin eğitimle ilgili çok önemli faaliyetler gerçekleştiren Sevgili Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı’ya, şuan aramızda bulunan Nihat Matkap’a ve aramızda yok ama Seçim ve Hukuk İşleri konusunda önemli çalışmalar yapan Bülent Tezcan’a da hem teşekkür etmek istiyorum, hem de onların ortaya koyduğu çalışmalar, bizlere vereceği bilgilerden de hem seçim dışında, hem de seçim zamanlarında muhakkak en üst düzeyde yararlanmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim.

Teknoloji insan için var. Teknoloji ne kadar önemli olursa olsun insan için olduğunu unutmamamız gerekir. Zaman zaman teknoloji insan birliğinde veyahut mücadelesinde insanın dezavantajlı bir konumda olup olmayacağından kuşku duyan arkadaşlarımız, insanlarımız olabilir, yurttaşlarımız olabilir. Ama hiç endişe edilmesin teknoloji insan için var, insanın ihtiyaçları, kuşkuları, korkuları için ortaya çıkar ve insanlar teknolojiyi üretir. Gene insanlar teknolojiyi kullanır. Aslolan insandır. Yeter ki bütün bu süreçleri yönlendirenler, yönetenler ki bunlar kişiler olabilir, kurumlar olabilir, devletler olabilir. Bunlar iyi niyetli olsunlar ve hem insanlığın, hem de dünyanın iyiliğini istesinler, barış istesinler, huzur istesinler. Çünkü diğer bütün kavramlarda olduğu gibi teknolojide eğer kötünün elindeyse kötünün gücünü arttırır. İyinin elindeyse de iyinin gücünü arttırır. Biz teknolojiyi dünyanın daha yaşanılır bir dünya haline gelmesi için, ülkemizi daha yaşanır bir ülke haline getirmek için kullanmaya başlıyoruz. Burada da birazdan anlatılacak bütün bu projelerimiz bu temel hedefi kendisine ana hedef olarak almıştır.

Sayın Genel Başkanım, değerli arkadaşlar, birazdan benim ve arkadaşlarımın anlatacağı bütün teknolojik uygulamaların aslında genel ilkesini çok kısaca şu şekilde özetlemek mümkündür. Güncel ve gerekli bilgilere herkes her zaman her yerden ulaşabilsin. Tekrar etmekte fayda var. Güncel bilgilere, gerekli bilgilere, hatasız bilgilere ama sonuçta kısaca bilgilere herkesin her zaman her yerden erişebilmesi. Bizim ve arkadaşlarımızın, ekibimizin geliştirdiği bütün uygulamalar bunu hedefliyor ve bu aslında bilişiminde temeli, bilişimin amacı.

Bizim CHP intranetinde, CHP web uygulamalarında ve CHP mobil uygulamalarında hep bu temel ilke hedef alınmıştır. Biz aslında giderek büyüyen bir bilişim camiasıyız Sayın Genel Başkanım Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde. Cumhuriyet Halk Partisi Bilgi ve İletişim Teknolojileri Merkezinin çalışanları, kadro olarak çalışanları, şuan aramızda bulunan il ve ilçelerimizin bilişim sorumluları, Genel Merkezimizin -1. katında gerektiğinde gece gündüz 24 saat demeden gönüllü olarak fedakarca çalışan bilişim görevlilerimiz ki bu toplantı içinde çok emek sarf ettiler. Hepsine çok teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca elektronik ortamda sayıları giderek artan bilişim gönüllülerimiz. Biz bir camiayız, giderek büyüyoruz ve Cumhuriyet Halk Partili bilişimciler olarak da bir hedefimiz var. Bu hedef Türkiye’yi bilgi toplumuna, Cumhuriyet Halk Partimizi de elektronik partiye dönüştürme hedefidir.

Ben bu toplantının çok başarılı ve yararlı geçmesini diliyor, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Teşekkürler.”

kemal-kilicdaroglu4

“Bir vesayetten başka bir vesayete doğru savrulan Türkiye’yi görüyoruz”

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, “Bir vesayetten başka bir vesayete doğru savrulan Türkiye’yi görüyoruz” dedi.

-“Türkiye’yi bir diktatörün yönetimine teslim edemeyiz. Bu bizim temel görevimizdir. Astığım astık, kestiğim kestik. Buna izin vermeyeceğiz. Sizin güvenceniz benim. Sen kimsin de bu ülkenin güvencesi oluyorsun? Bu ülkenin güvencesi hukuktur, hukukun üstünlüğüdür, anayasadır”

 

-“İleri demokrasi olarak tanımlanan bu süreçte gazeteciler, milletvekilleri, avukatlar, belediye başkanları, askerler, akademisyenler hapiste ve insan gayri ihtiyari düşünüyor nasıl bir Türkiye burası. Hadi onlar hapiste dışarıda olanların durumu nasıl? Onlarda kendilerini yarı açık cezaevinde hissediyorlar. Telefonları dinleniyor, izleniyorlar. Konuşamıyorlar, çekiniyorlar, korkuyorlar”

-“ Yargı gereğini yapacaktır diye yargıya talimatı bizzat Başbakan veriyor. Belli davaların savcılığını üstleniyor ve buna güçler ayrılığı ilkesi deniliyor. Bu, güçlerin tekleştiği bir Türkiye. Her şeyin bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözcüğe bağlandığı bir Türkiye”

-“Biz bir davanın, özgürlük davasının, demokrasi davasının yol arkadaşlarıyız. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Bizim mücadelemiz güzel ve haklı bir mücadeledir. Baskıya karşı direnmenin öyküsüdür bizim mücadelemiz.”

-“İktidarın ikiyüzlü politikasını belgelerle ortaya koyan bir gazete terör mahkemesinde yargılanacaktır diye karar alınıp suç duyurusunda bulunuyorsa hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor”

-“Unutmamamız gereken bir şey var; medyası özgür olmayan bir ülkenin halkı da özgür olmaz. Özgürlüğün yolu medyadan geçer. Bizim işimizin kolay olmadığını biliyorum. Zor bir iş. Tek parti devletine karşı mücadele ediyoruz. Valisiyle, kaymakamıyla, polisiyle tek parti olan bir iktidarlar, bir devletle mücadele ediyoruz”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 81 ilden gelen CHP Bilişim ve bilişim teknolojileri  sorumluları toplantısında konuştu. Genel Başkan Yardımcısı Emrehan Halıcı’nın açış konuşmasıyla başlayan ve Genel Başkan Yardımcıları Perihan Sarı ile  Nihat Matkap’ın da hazır bulunduğu  toplantıda  şunları söyledi;

“Sevgili arkadaşlarım, 81 ilden geldiniz. Hoşgeldiniz. Sizlerle beraber olmaktan onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Bugün hep beraber çalışacaksınız. Genel Başkan Yardımcısı arkadaşım bilgi teknolojileri konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin neler yaptığını bütün ayrıntılarıyla sizlere sunacak. Umuyorum sizlerin de soruları olacak. Beraber güzel bir Türkiye’yi kurmak için çalışacağız.

Değerli arkadaşlarım, bir başka gerçeğe hep beraber bakalım. Türkiye zor bir süreçten geçiyor. Sabah gazeteleri aldığımızda biraz ürkerek bakıyoruz. Acaba bugün ne oldu diye. Bir vesayetten başka bir vesayete doğru savrulan bir Türkiye’yi görüyoruz. Herkesin ürktüğü, çekindiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Başbakanın gitmediği illere gitmeden önce adeta sıkıyönetim uygulandığını görüyoruz. Şunlar eylem yapacaklardır diye, olası eylemler yapacaklardır diye gözaltına alınıyorlar. İş yerleri kapatılıyor. Adeta sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Ne zaman? 21.yüzyılın Türkiye’sinde yapılıyor. Hiçbir demokraside rastlamadığımız uygulamalar bunlar. Baskıyı toplum damarlarına kadar hissetti. Kılcal damarlarına kadar hissetti ve hissediyor. Sadece yurttaşlar mı bunu hissediyorlar? Sivil toplum örgütleri, sendikalar, barolar, toplum aydın kesimleri, üniversiteler bu baskıyı hissediyorlar. İçinde bulunduğumuz koşullar sıradan koşullar değil değerli arkadaşlarım. Buna iktidar ileri demokrasi diyordu. İleri demokrasi altında bunları yaşıyorsak normal demokrasi olsaydı kim bilir daha neleri yaşayacaktık.

Şöyle bir düşünün, ileri demokrasi olarak tanımlanan bu süreçte gazeteciler hapiste, milletvekilleri hapiste, avukatlar hapiste, belediye başkanları hapiste, askerler hapiste, akademisyenler hapiste ve insan gayri ihtiyari düşünüyor nasıl bir Türkiye burası. Hadi onlar hapiste dışarıda olanların durumu nasıl? Onlarda kendilerini yarı açık cezaevinde hissediyorlar. Telefonları dinleniyor, izleniyorlar. Konuşamıyorlar, çekiniyorlar, korkuyorlar. Bu tablo hepimizin her gün tanık olduğu bir tablo.

Değerli arkadaşlarım, sadece bunlarla mı sınırlı? Hayır. Savunma hakları kısıtlanıyor insanların. En kutsal haktır insanlığın varlığından buyana savunma hakkı en kutsal haktır. Savunma hakkı kısıtlanıyor. Sahte delillerle insanlar aylarca, günlerce, yıllarca hapislerde tutuluyor, mahkum ediliyor. O kadarki adeta bunlar olağanlaştı Türkiye’de. Tepki veremez bir toplum haline süratle Türkiye dönüştürülmek isteniyor. İçinde bulunduğumuz koşullar sıradan koşullar değil. Bir askeri dikta dönemi yaşamıyoruz. Bir vesayetten başka bir vesayete doğru savrulan bir Türkiye görüyoruz. Hepimizin dikkatle izlemesi gereken bir Türkiye. Yargı tümüyle siyasallaştırıldı. Yargıya talimatı bizzat Başbakan veriyor. Belli davaların savcılığını üstleniyor. Yargı gereğini yapacaktır diye talimat veriyor ve biz buna güçler ayrılığı ilkesi diyoruz. Güçlerin tekleştiği bir Türkiye. Her şeyin bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözcüğe bağlandığı bir Türkiye.

Değerli arkadaşlarım, hapiste olup tedavisi gereken mahkumlar var, tutuklular var. En doğal insan hakkıdır. Tartışmasız bütün dünyada kabul edilen insan hakkıdır. Eğer hapse atmışsan insanı artık o hapisteyken devletin sorumluluğundadır onun güvencesi. Hastaysa tedavi edilmesi gerekir. Onlarca, yüzlerce hapishanede yatan hasta tedavi edilmiyor, ölüme yatırıldı.

Değerli arkadaşlarım, gazetecilik yapmanın giderek cesaret işi olduğu bir Türkiye yaşamaya başladık. Gazetecilik eskiden gururla yapılırdı. Şimdi korkarak yapılıyor. Acaba başıma bir şey gelebilir mi diye insanlar ürküyorlar. Türkiye hapisteki gazeteci sayısı itibariyle dünyada bir numara. Bu tablo 21.yüzyılın Türkiye’sine yakışan bir tablo değil. İktidarı övmek yaratılan yeni medyanın temel görevi oldu. Açarsanız televizyon kanallarını. Eskiden yandaş medya diye bir kavram yoktu. Şimdi yandaş diye geniş bir yelpaze var yandaş medya diye tanımladığımız. Açarsınız o gazeteleri, televizyonları iktidar övgüsüyle doludur. Cumhuriyet Halk Partisini eleştirmek ise zaten onların temel görevidir.

Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız değerli arkadaşlarım. Eğer beğenmeyip iktidarı eleştiriyorsanız herhangi bir uygulaması nedeniyle patronun ilk yaptığı iş o gazetecinin işine son vermektir. Son örneği Ruhat Mengi kardeşimizdir. Onun da işine son verildi. Eğer iktidar yalakalığına bir medya patronu soyunursa o gazeteleri alıp okumamakta herhalde bizlerin görevidir. Kamudan ihale alacağım, devletten ihale alacağım, kendimi ona mahkum hissediyorum diye yola çıkanların yanında biz olmayacağız. Biz özgür ve bağımsız Türkiye’nin yanında olacağız. Bizim görevimiz bu.

Değerli arkadaşlarım, peki bunları nasıl yapacağız? Mücadeleyi yapacak olan biziz. Baskıcı rejime karşı mücadeleyi yapacak olan biziz. Halkın çıkarlarını savunacak olan biziz. En önde olmak zorundayız. En önde mücadele edelim. Ama bu mücadelemizi bilgiyle yapacağız. Önce bilgiyle donanacağız. Konuşurken konuştuğumuz sözcükler bilgiyle donanacak. Anlatacağız biz bütün bunları. Arkadaşlarımız size burada öğleden sonra çok ayrıntılı bilgiler verecekler. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak bilgiyi içselleştireceğiz, sonra bunu kitlelere yayacağız. Nasıl mücadele edeceğimizi anlatacağız. Mücadelenin yolu demokratik yöntemlerle olacak. Her türlü hakkımızı kullanacağız. Gösteriyse gösteri, mitingse miting, toplantıysa toplantı. Bütün bunların hepsini yapacağız. Ama bilgi temelli olmak zorundayız. Cumhuriyet Halk Partisi yenilendi. Son 3 yıldır en büyük değişimi yaşayan parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Herkes bir sefer bu gerçeği bilsin. Tüzüğümüzü yeniledik. Hiçbir partide olmayan görev alanları Cumhuriyet Halk Partisinde vardır. Az önce Emrehan bey söyledi. Bilgi teknolojileri konusunda tek Genel Başkan Yardımcılığı Cumhuriyet Halk Partisinde var. Doğa hakları konusunda da tek Genel Başkan Yardımcılığı Cumhuriyet Halk Partisinde var. Gençlik Kolları, Kadın Kolları Genel Başkanları otomatikman MYK üyesi oluyorlar. %33 cinsiyet kotası sadece Cumhuriyet Halk Partisinde var. %10 gençlik kotası sadece Cumhuriyet Halk Partisinde var. Gençler ve kadınlar daha fazla siyasete girmeli. Onun mücadelesini yapıyoruz. Türkiye gerçeğini size aktardım. Karamsar bir tablonun ortaya çıktığını biliyorum. Ama bu gerçeği hepimiz çok iyi bilmek zorundayız. Anayasadaki güçler ayrılığı ilkesinin teke indirilmesi bir demokrasi açısından en büyük tehlikedir. Bütün çağdaş dünyanın gördüğü bir gerçektir bu. Türkiye’yi bir diktatörün yönetimine teslim edemeyiz. Etmemek zorundayız. Bu bizim temel görevimizdir. Astığım astık, kestiğim kestik. Buna izin vermeyeceğiz. Sizin güvenceniz benim. Sen kimsin sen bu ülkenin güvencesi oluyorsun? Bu ülkenin güvencesi hukuktur, hukukun üstünlüğüdür, anayasadır. Bütün bu gerçekleri bilmek zorundayız. Doğudan batıya, güneyden kuzeye 81 ilden geldiniz. Bir dönem eleştiriliyorduk siz Sivas’ın ötesine geçemiyorsunuz diye. 81 ile anlımız ak gidiyoruz. 81 ile projelerimizle gidiyoruz. 81 ile özgürlük ve demokrasi manifestosuyla gidiyoruz. Çünkü biz bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek istiyoruz.

Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili unutmasın. Türkiye’de cumhuriyet döneminde yaşanan üç büyük devrimin altında Cumhuriyet Halk Partisinin imzası vardır. Bir; cumhuriyeti kurmuştur Cumhuriyet Halk Partisini kuranlar. İki; 1946’da çok partili yaşam gelmiştir. Getiren Cumhuriyet Halk Partisidir. Üç; bir demokrasinin olmazsa olmazı olan sosyal demokrasiyi bu ülkeye Cumhuriyet Halk Partisi getirmiştir. Şimdi hep beraber dördüncü büyük devrime hazırlanmak zorundayız. Özgürlük ve demokrasi devrimi. Bunu yapacağız. Bu bizim boynumuzun borcudur. Eğer çocuklarımız güzel bir Türkiye’de yaşamak istiyorlarsa, özgürce yaşamak istiyorlarsa onların yaşamlarına bir diktatörün müdahale etmesini engelleyeceksek yolu özgürlük ve demokrasiden geçmektedir. O da bizim görevimizdir. Bizden büyükler üç büyük devrimi gerçekleştirdiler. Biz dördüncü devrimi gerçekleştirmek durumundayız.

Önümüzdeki seçimler önemli. Hep beraber çalışacağız. Bilgiyle çalışacağız, bilgiyle donanacağız yurttaşın karşısına öyle çıkacağız. Bunları yapacağız.

Değerli arkadaşlarım, göreceksiniz çok güzel çalışmalarımız var. Sandık çevresi sorumlusu diye yeni bir örgütlenme modelini hayata geçirdik. Türkiye’deki bütün seçim sandıklarının çevresi esas alınarak yeni bir örgütlenme modeline geçtik. Örneğin, Sivas’ta 910 numaralı sandık diyelim veya Hakkari’de 7 numaralı sandık, seçim sandığı. İntranete girildiğinde o sandık çevresinin önce haritasını görüyorsunuz, caddesini, sokağını. Sonra o sandık çevresinde oturan hanelerin tümünü görüyorsunuz. Bütün seçmenleri görüyorsunuz. Adı, soyadı, doğum tarihi, doğum yeri bunları görüyorsunuz. Adreslerini görüyorsunuz. Sonra o seçim çevresinde, sandık çevresinde bir önceki seçimde kullanılan oyların dağılımını görüyorsunuz. Sonra o seçim, sandık çevresinde CHP üyesi var mı yok mu onu görüyorsunuz. Sonra o seçim çevresinde, sandık çevresinde CHP gönüllüsü, parti üyesi değil ama gönüllüsü var mı yok mu onu görüyorsunuz. Her sandık çevresinden en az 2 üye bekliyoruz.

Şu ana kadar önemli mesafeler aldık. Sandık çevresi sorumluları sadece seçim döneminde değil günün 24 saatinde yılın 365 gününde çalışacak arkadaşlardır. O sandık çevresinden sorumlu arkadaşlardır. En fazla 750 hane var. 750 haneyi 4 yılda en az iki kez gezdiğiniz zaman CHP’ye olağanüstü bir katkı yapmış olacaksınız. Ama isterseniz 6 ayda bir de gidebilirsiniz. Haftada bir de gidebilirsiniz. En fazla 750 hane. CHP adına gideceksiniz. Sandık çevresi sorunlularıyla ilgili özel kartlar hazırlanıyor ve onlar gönderiliyor arkadaşlarımıza.

Bu örgütlenme modeli de hiçbir siyasal partide yok. Eskiden vatandaş geliyordu CHP’ye. Ben çalışmak istiyorum. Biz hiçbir şey yapamıyorduk. Olur diyorduk, adını soyadını alıyorduk. Seçim dönemi geldiğinde de telefon ederdik, acaba sende şu sandığa gidip tanık olabilir misin? Görev yapabilir misin diye görev vermeye çalışıyorduk.

Şimdi herhangi bir yurttaş, Türkiye’nin 81 ilinden herhangi bir il-ilçe başkanlığına gittiğinde ben CHP için çalışmak istiyorum dediğinde oturtacaksınız, çay kahve ısmarlayacaksınız, hemen gidecek adresini alacaksınız, hangi adreste oturuyorsa o sandık çevresini intranetten indireceksiniz. Haritasını, orada oturanların adı, soyadı, adreslerini, son seçimde kullanılan oyların dağılımını vs. çıkan bütün bilgileri dosyaya koyacaksınız, siz oturduğunuz bu mahalledeki sandık çevresi sorumlususunuz. Fotoğrafını alacaksınız, size kartını genel merkez en kısa zamanda gönderecek. Böylece sorun bitti.

Bizimle de irtibatı koruyun, sağlayın. Herhangi bir aksaklık olduğunda biz müdahale edeceğiz diyeceksiniz. Örneğin; bizdeki bilgilere göre A adresinde oturanlar sandık çevresi sorumlusunun gidip muhatap olduğu kişi farklı kişilerse, o adres veya o adreste öyle bir kişi oturmuyorsa hemen ilçe başkanına, il başkanına söylenecek, seçim kurulu bu konuda uyarılacak. Kaydı yoksa süratle kaydı yapılacak.

Hepimize düşen görev. Çok zor bir görev değil. Çok basit bir görev. Ama unutmayın zor işler böyle başarılır. İğneyle kuyu kazılarak başarılır. 81 ilde böyle çalışırsak sorunu büyük ölçüde çözeriz.

Her zaman güler yüzlü olacağız. Bizi eleştiren olmayacak mı? Elbette olacak. Belki kapıyı yüzümüze kapatanda olacak. Asla kızmayacağız. Çünkü biz iktidar olmak istiyoruz. Çünkü biz Türkiye için çalışıyoruz. Çünkü biz halkımız için çalışıyoruz. Çünkü biz daha güçlü bir Türkiye için çalışıyoruz. Çünkü biz daha özgür bir Türkiye için çalışıyoruz. İşimiz kolay değil. Bir diktatörün yönettiği bir ülkede özgürlük istemenin ne kadar zor olduğunu sizde biliyorsunuz ben de biliyorum. Telefonlarınız dinlenebilir. Gözaltına alınabilirsiniz. Ama unutmayın biz yılmayız. Siz unutmayın. Biz yılmayız. O diktatörde unutmasın. Hiçbir CHP’li yılmaz. Biz diz çökmeyiz, baskılara karşı direniriz. Baskılar bizi yıldıramaz. Bu mücadelenin kutsal bir mücadele olduğunu unutmayın. Halk için yapılan mücadele hak için yapılan mücadeledir. Her yurttaşın hakkı vardır. Özgürce yaşama hakkı vardır. Onu sağlayacak olan sizlersiniz. Beraber yapacağız bu mücadeleyi. Beraber götüreceğiz. Yılmak yok. Zor bir işi becereceğiz.

Bunu yaptığımız zaman sadece kendi halkımıza karşı bir görevi yerine getirmiş olmayacağız. Türkiye’nin dünyadaki saygınlığına da en büyük katkıyı CHP olarak biz yapmış olacağız. Dünyanın neresine giderseniz gidin bütün çağdaş ülkelerde Türkiye’deki olaylar kaygıyla izleniyor. Ne oluyor Türkiye’de diye. O nedenle bize düşen görevler var ve biz bu görevleri yerine getireceğiz.

Bu arada bir şey daha söyleyeyim; hiçbir partide olmayan bir uygulamamız daha var. Mobil aidat. Partili olmanın gereklerinden birisi de mobil aidatı ödemektir. Çok basit. Cep telefonunuzdan bu işi birkaç dakika içinde yerine getirebilirsiniz. Ayda 1 lira. Ayda 1 lira CHP’ye aidat ödeyeceksiniz. Bunun zaten %85’i ile ve ilçeye gitmiş olacak. Dolayısıyla küçükte olsa partiye karşı yurttaşa bedel eğer gerekirse biz bedel ödeyeceğiz ama partimize karşı bedeli orunlu olarak ödeyeceğiz. Bütün arkadaşlarımın bunu yapmasını ayrıca isterim ve arzu ederim.

Belki 1 lira için, 5 lira için, 10 lira için il-ilçe başkanına gitmek, makbuz kesmek bu çok uzun zaman alır. Ama cep telefonundan böyle bir katkı yaptığınız zaman hiçbir yere gitmenize gerek yok. Sadece cebinizden telefonu çıkaracaksınız ve bu işlemi yerine getirmiş olacaksınız.

Değerli arkadaşlarım, hepiniz tekrar hoş geldiniz. Biz bir davanın yol arkadaşlarıyız. Özgürlük davasının yol arkadaşlarıyız. Demokrasi davasının yol arkadaşlarıyız. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Onlar bizden daha iyi koşullarda yaşasınlar diye mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz güzel bir mücadeledir. Halkı bir mücadeledir. Baskıya karşı direnmenin öyküsüdür bizim mücadelemiz. Eğer bugün gazetecilerin telefonları kod isimleri kullanılarak mahkemeden alınan kararlarla dinleniyorsa oturup düşünmemiz gerekiyor. Nereden savruluyor nereye doğru Türkiye. İktidarın ikiyüzlü politikasını belgelerle ortaya koyan bir gazete terör mahkemesinde yargılanacaktır diye karar alınıp suç duyurusunda bulunuyorsa hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor.

Unutmamamız gereken bir şey var; medyası özgür olmayan bir ülkenin halkı da özgür olmaz. Özgürlüğün yolu medyadan geçer. Bizim işimizin kolay olmadığını biliyorum. Zor bir iş. Tek parti devletine karşı mücadele ediyoruz. Valisiyle, kaymakamıyla, polisiyle tek parti olan bir iktidarlar, bir devletle mücadele ediyoruz.

O açıdan hepimiz gerekirse 24 saat çalışacağız. Ben olabildiğince çalışmaya çalışıyorum. Arkadaşlarımda öyle. İl başkanlarımın, ilçe başkanlarımın, bilişim sorumlularının, esnaf sorumlularının, eğitim sorumlularının, bütün arkadaşlarımın çalışmasını isterim. Sivil toplum örgütlerinden sorumlu olan il-ilçe yöneticileri asla hiçbir sivil toplumu boş bırakmayacaksınız. Kapısını çalacaksınız. Onlara CHP’yi anlatacaksınız. Hep beraber mücadele edeceğiz. Toplumun dokularına ineceğiz. Bu mücadeleyi birlikte yapacağız.

Tekrar hepiniz hoş geldiniz. Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun var olun diyorum”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here