Mersin Üniversiteli Beşiktaşlılar’dan Oğuzhan’a Destek

504

Oğuzhan Sivas Kartal Yüreğiyle yaşamak adına savaşa devam ediyor…

13 Eylül günü diş tedavisi için gittiği özel hastanede tedavi öncesi uyutulan, tedavi bitiminde uyandırılamayan ve büyük ihmallerle müdahale etmek de geç kalınması neticesinde 5 yaşındaki Yavru Kartal Oğuzhan beynine yeterince oksijen gitmemesi nedeniyle duygusal ve zihinsel fonksiyonlarını yitirmiştir. Şu an Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yoğun bakımda tedavisine devam edilmektedir. Ana okula başlama heyecanında olan bir çocuğun hayatı bilinçsiz ve ihmalkar kişiler yüzünden kararmıştır. Neredeyse bir aya yakın süredir hastanede yatan Oğuzhan, uyandırıldığında hiçbir şeye tepki vermemekte, anne ve babasını tanımamakta, konuşamamakta ve vücudunda sürekli kasılmalar meydana gelmektedir. Beşiktaşlı olmayan bir ailenin ve hatta fanatik fenerli bir babanın Yürekli Kartal’ıdır OĞUZHAN SİVAS.

9 Ekim Cumartesi günü Mersin Üniversiteli Beşiktaşlılar olarak ziyaretlerine gittik. Bizi annesi ve babannesi karşıladı hastane girişinde. İnanın konuşmakta güçlük çektik onların o hallerini görünce. Gözleri yaşlı babanne, her gününü hastanede geçirmekten bitkin düşmüş bir anne. Sonra baba Bayram Sivas geldi, onun yorulmaya hakkı dahi yok, çünkü biliyor ayakta kalması gerektiğini Oğuzhan’ın ona ihtiyacı olduğunu. Oturduk bi yere dinledik nedir işin aslı, uzun uzun anlattı bize. Tabi ilk duyduğumuzda şaşrımadık. Burası Türkiye. Neredeyse her gün böyle olaylarla karşılaşıyoruz, her gün birilerinin canı yanıyor bilinçsiz, paragöz insanlar yüzünden.

Oğuzhan’ın bir kaç dişi çürükmüş. Çürük zamanla iltihap yapmaya başlamış ve Oğuzhan ara ara ateşlenmeye başlamış. Son zamanlarında da ağrı yapıyomuş yemek yerken falan. Çocukluk fobilerinden biridir iğne vurulmak. Oğuzhan da korkmuş iğneden ilk gittiklerinde hastaneye. Babası da kıyamamış çocuğunun üzülmesine. Başka çaresi yok uyutulup yapılacak tedavi. Birileri bu özel hasteneyi tavsiye etmiş. Ordaki anestezide makinayla kontrol oluyormuş böylece narkoz bünyeye uygun şekilde verilip vücuda zarar vermesi önleniyormuş. Her anne baba gibi onlar da çocukları için en iyisini seçmişler, özel hastanede en iyi şekilde tedavi olmasını istemişler. 13 Eylül günü Oğuzhan hastaneye güle oynaya gitmiş. Anestezi uzmanı sormuş hangi takımlısın diye. Oğuzhan Beşiktaşlıyım, hem de Karakartallıyım demiş. Ve uyutulmadan önce son sözleri olmuş bu Oğzuhan’ın…

Tedavi sonunda uyandırılmaya çalışılmış ancak hiç bir tepki yok Oğuzhan’da, nabzı sürekli artıp azalmaya başlamış. Ve daha iyi tedavi olması için götürülen o özel hastanenin yetkilileri bir tane ambulans bile çağırmamışlar hastanelerinin imajı zedelenmesin diye. Apar topar Oğuzhan’ı kucakta başka bir özel hastaneye götürmüşler. Orda da gerekli müdahale yapılamayınca Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine getirilmiş. Bu sürede geçen bir kaç saat Oğuzhan’ın bu hale düşmesinin nedenlerinden biri. Üniversite hastanesinde muayene eden doktor ilk başta bilinçli bir şekilde müdahale edilseydi bu çocuk normal bir şekilde hayatına devam ederdi demiş. Beyni oksijensiz kaldığı için vücudunda hasarlar oluşmuş Oğuzhan’ın. Hastanenin bu olay karşısında savunması ambulanslarının hepsinin dolu olduğuymuş. Sizce de komik değil mi? Koskoca Mersin’de ambulans bulunamıyor, o küçük yavru kucaklarda hastane hastane dolaştırılıyor. Çocuğa hiç bir test yapılamdan direk anestezi uygulanması da zaten ayrı bir ihmal. Zaten ihmal olmasa durduk yere Oğuzhan hayattan kopar mıydı?

Bir konu daha var. Oğuzhan’ın otizmli olduğu ve o yüzden böyle bir olayın gerçekleştiğinin arkasına saklanılmak isteniyor. Onu da konuştuk Bayram abiyle. Oğuzhan 3 yaşındayken otizmli olabileceği şüphesi ile özel olarak eğitim görmüş. Ailenin büyük özverisi sonucu bu rahatsızlığı yenmiş ve otzimle ilgili hiç bir bulgu olmadığı devlet hastanesi tarafından raporlanmış. Kaldı ki otzim zihinsel bir olgudur. hastalık değil, farkındalıktır, aşırı duyarlı ve dikkatli olmaktır. Bu da otizmli insanı rahatsız etmekte ve tepki vermesine neden olmaktadır. Yani Oğuzhan’ın şu anki durumuyla uzaktan yakından alakası yoktur otizmin.

Hatırlarsanız haberlerde çıktı. Oğuzhan uyandı diye manşetler atıldı. Hatta sanki gülüyormuş gibi fotoğrafları manşet oldu. Ama o kareler mutluluk nedeniyle gülüş değil kasılmanın verdiği bir harekettir. Mersin’de devlet makamından biri Oğuzhan uyandı, hatta ilk anne dedi gibi uydurma beyanlarda bulundu. Sizce bunun amacı ne olabilir? Tabiki olayı ört bas edip üstünü bir an önce kapatmak. Zaten ailenin de tek korkusu bu. Parası olanın, güçlü olanın otorite olduğu bir ülkede, devletin vatandaşının hakkını değil de suçluyu kayırdığı bir ülkede bu korkuya hak vermemek elde değil. Bizler bu olayın takipçisi olacağız. Tabiki önceliğimiz Oğuzhan’ın sağlığına kavuşması. Ama başka Oğuzhan’ların canı yanmasın diye de bu olayın hukuki boyutunu sonuna kadar irdelemek gerek. Bu ihmalleri yapanlar işlerine devam ettikçe başka anne babaların canının yanması kaçınılmaz olur.

Son olarak da ülkemizdeki “ÖZEL”lere değinmek istiyorum. Özel okul, özel hastane, özel dersane, özel üniversite, özel sigorta… Nedir bu özel çılgınlığı? Neden insanlar özellerin kucağına düşürülüyor? Bu devlet ne işe yarıyor o zaman? Devlet vatandaşına hizmet veremeyecek kadar acizse toplanan o vergiler nereye gidiyor? Hükümetler sürekli özelleri beslemekte bilhassa halkı özellere gitmesi yönünde teşvik etmekte. Özellerin de hali işte ortada. Siz daha iyi hizmet almak için fazladan para vererek özelleri tercih ediyosunuz ama onlar para için sizin hayatınızı hiçe sayıyor. Buna dur deme vakti gelmedi mi sizce? İnanıyoruz ki Oğuzhan iyileşecek. Ve bu yaşanan olay da Oğuzhan’ın size bir uyarısı olarak zihinlerde kalacak…

Arda Şentürk – Mersin Ünivesiteli Beşiktaşlılar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here