Pamuk Eller Ceplere, Kartal Uçmalı Göklere

0
802

Demirören’in borç batağına sokup bıraktığı takımımızı ne Fikret Orman ne de bir başkası kurtarabilir. Tek çözüm taraftar kart, tek kurtarıcı da cefakar taraftardır.

Quaresma, Guti, Simao, Almeida, Fernandes, Deron Williams, Allen Iverson vs diğerleri. Geldikleri gün kalplerimiz küt küt atıyordu. Beşiktaş Dünya markası olacaktı, avrupada başarı gelecek, Türkiye’de de banko şampiyonduk. Beyaz hayaller kurduk, siyahını unuttuk. Oysa biraz griden bakabilmeliydik. Sanki bunca sene şampiyonluklar mı gördük, yıldızlar mı gördük, karşılık bekleyerek mi sevdik Beşiktaş’ı? Ne teknik direktör dayandı ne de topçu dayandı bu takıma. Çünkü balık baştan kokmuştu. Beşiktaş, Erdoğan Demirören’in oğluna aldığı en büyük oyuncaktı, Yıldırım Demirören’de oyuncağıyla oynadı, sıkılınca da bir kenara attı. Hatta kulübe verdiği parayı hibe ederek fedakarlık yapma havasını atarak da şakşakçılar tarafından ayakta alkışlanarak gönderildi. Sanki milyonlarca dolar borcu başkası taktı kulübe!

Taraftarı da bozdu gitmeden önce. Çarşı’nın arasına sızan cepçileri satın aldı önce. Verdi beleş bileti, ceplerine de parayı koydu asalakların. Sonra kendini protesto eden gerçek Beşiktaşlıların üstüne saldı tetikçilerini. Bedavacılık kültürü, rant ve ticaret girdi işin içine. Sonra ne Çarşı kaldı ne de 12. adam. Herkes bağa daldı bir salkım üzüm alma derdine düştü. Taraftarlık iyi günde kötü günde takımına maddi manevi desteği vermek değil midir? Bedava biletle, bedava otobüsle, bedava formayla herkes gider maça. Tribünde biz bağırıyoruz, deplasmana biz gidiyoruz hakkımız diye klasik söylemlerde bulunurlar. Taraftarsan gideceksin, bağıracaksın tabi görevin. Anadolu’da ne Beşiktaşlılar var cebindeki üç kuruşla deplasman yapan, basketboldan, hentbole, tekerlekli sandalyeden, off-shorea kadar arma peşinde koşturan…

Beşiktaşlılık Beşiktaş’tan geçinmek, Beşiktaş’tan para kazanmak değil; yeri geldiğinde okul harçlığını, çoluk çocuğunun rızkını, cebindeki üç kuruşu da Beşiktaş’a verebilmektir. Yıldızlar geldi de ne oldu? Forma satışı ortada, kombine satışı ortada. Önceden tribün vardı, taraftar desteği vardı artık o da yok. Taraftar  görevini yapmıyor…

Şike olaylarıyla ligin tadı ekşimişti; düzen tutmayan takım, ruhsuz oyuncular da iyice tadımızı bozdu. Şikecileri kurtarma planıyla ortaya çıkan Play-offlarda geldiğimiz nokta bardağı taşıran son damladır. Beşiktaş var olduğu sürece zirveye oynar, nerede görülmüş Beşiktaş’ın ikincilik, üçüncülük için mücadele ettiği. Gerçi o mücadeleyi bile veremiyoruz. Ne teknik direktörümüzde ne oyuncularımızda ne de taraftarımızda arzu var.

Başkanlık görevine geldiği günden beri çaresizce beklemekten başka bir şey yapamadı Fikret Orman; yapamaz da. Birileri elini cebine atsın destek olsun diye bekliyor ama öyle vefasız bir camiamız varmış ki herkes kaçtı kurtardı kendini. Buna Serdal Adalı’da dahil. Basit bahanelerle çekildi başkanlık adaylığından. Oysa taraftarın tek güvendiği isimdi. Beşiktaşlıyım diye ortalıkta dolanan zenginler, hep sırtını çevirdi takıma. Takımın yanında kalan, takımın tek sahibi yine taraftar.

Kulübü içinde bulunduğu zor şartlardan kurtarmanın formülü, taraftar kart satışıdır. Taraftara özel üzerinde isminin yazılı olduğu bir kart ve bir de teşekkür belgesiyle 50TL’den satışa sunulabilir. Bu kartla Kartal Yuvası mağazalarında belirli oranlarda indirimler yapılabilir, çekilişle her maç bilet hediye edilebilir. Böylece taraftarlar, takımının bu kötü günlerinde ufak da olsa vereceği maddi destekle görevini yerine getirmenin vicdani rahatlığını yaşayacak hem de taraftar dayanışmasıyla kulübe olan bağlılık daha da artarak bu kötü günler atlatılacaktır. 109 yıllık çınar, şerefli şanlı tarihini devam ettirecektir.

Arda ŞENTÜRK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here