Türkiye’de Geçmiş Jeolojik Devirler

0
864
TÜRKİYE’NİN GENEL JEOLOJİK YAPISI
Bütünü ile Alp orojenik veya kıvrım kuşağında yer alan ülkemizde her jeolojik zaman ve hatta her jeolojik devire ait çeşitli araziler bulunmaktadır. Ülkemiz, Mesozoyik (2. Jeolojik Zaman)’te denizaltı volkanizması, Tersiyer (3. Jeolojik Zaman)’den itibaren çeşitli volkanizmaya uğramıştır.
Batı Anadolu, Yıldız, Orta Anadolu ve yer yer Toros dağları, Paleozoyik’te oluşan orojenez esnasında başkalaşıma (metomorfizma) uğramıştır. Üçüncü Jeolojik Zaman’ın Oligosen devrinde şiddetlenen Alp dağ oluşum hareketleri ile denizlerde biriken çökeller kıvrılarak torluk kayalar meydana gelmiştir. Ülkemiz, farklı jeolojik zamanlara ait çeşitli kayalara sahiptir.
Paleozoyik (1. Jeolojik Zaman)
Paleozoyik’te hem tortul hem de metamorfik kayalar oluşmuştur.
Metamorfik Araziler:Palezoyik’e ait metamorfik sahalar; Trakya’da Yıldız (Istranca), Batı Anadolu’da Bozdağ, Aydın ve Menteşe dağlarını kapsayan Menderes veya Saruhan – Menteşe sert kütlesi (masif)nde, Doğu toroslarda Bitlis Dağlarında, Orta Toroslarda Anamur – Alanya arasında, Biga Yarımadası’nda ve İç Anadolu’nun kuzey kesimlerinde yaygındır. Bu sahalarda; metamorfik taşlardan gnays, mikaşist, kuvarsit şist ile diğer çeşitli şistler görülmektedir.
Tortul ve Hafif Metamorfik Araziler:Çatalca – Kocaeli yarımadaları, Ilgaz Dağları, Zonguldak civarı, Toros dağlarında Amamur – Silifke arası, Boklar ve Aladağlar, Sultandağları, Güneydoğu Anadolu’da Mardin – Derik arası ve Çukurca (Hakkari) yöresinde bulunur. 1. Jeolojik Zaman’ın Karbonfer devrine ait olan Zonguldak civarındaki saha, karasal kökenli olup taş kömürü yatakları vardır. Güneydeki kesim ise denizel olup çoğunlukla kireçtaşları bulunmaktadır.
Mesozoyik (2. Jeolojik Zaman)
Kuzey Anadolu ve Toros dağ kuşakları, Mesozoyik arazilerinin çok yaygın olduğu sahalardır. Bunun dışında İzmir – Ankara arasında ve Doğu Anadolu’da Mercan – Esence dağları ve Aras dağları boyunca da Mesozoyik arazileri görülür. Bu alanlarda Mesozoyik başlarında (Jeosenklinal) ortaya çıkmıştır.Tersiyer (III. Jeolojik Zaman)

Tersiyer başlarından itibaren Anadolu’nun büyük bir bölümü kara haline gelmiştir. Tersiyer başlarında bilhassa Eosen’de çoğunlukla sığ olan denizler; Kuzey Anadolu ve Toros dağ kuşaklarının alçak kesimlerinde, Batı Toroslar’da Korkuteli, Elmalı, Dinar civarında yer almıştır. Denizler; Güneydoğu Anadolu’da Gaziantep, Diyarbakır, Siirt dolaylarında, kuzeyde Malatya, Uzunyayla ve Van Gölü’nün kuzeyinde yayılmıştır.
Oligosen’de ise Anadolu kütlesinde karalaşma dönemi son safhasına ulaşmış, yani Anadolu’nun büyük bir bölümü kara hâline gelmiştir. Ayrıca Ankara – Çankırı – Sivas arasında, Kuzeydoğu Anadolu’da Oltu – Olur – Narman, Kağızman – Kötek – Iğdır dolaylarında ve Ulukışla civarında kapalı havzalar oluşmuştur.
Oligosen sonlarında en şiddetli safhasına ulaşan Alp orojenik hareket­leri ile Kuzey Anadolu ve Toros dağlan oluşmuştur.
Neojen (Miyosen – Pliyosen) döneminde Anadolu’nun iç kısımlarındaki çukur sahalar göller tarafında kaplanmıştır.
Soma dolayları da gür bataklık ve tropikal ormanları andıran diğer ormanlar yetişmiştir. Bu ormanlardan gelen organik malzemenin göl ortamında birikmesi ile de Soma, Aydın, Yatağan, Denizli, Elbistan, Aşkale, Suluova vs. de zengin linyit yatakları oluşmuştur.
Güneydoğu Anadolu’da petrol yataklarını oluşturan arazilerin çoğu bu dönemde oluşmuştur (Adıyaman ve Siirt Bölgesi). Pliyosen sonunda denizler çekilerek kara haline gelmiştir.
Kuvaterner (IV. Jeolojik Zaman)
Bu zamanda Anadolu, aşağı yukarı bugünkü görünümünü almıştır. Kuaterner’in en önemli özelliği, dünya genelinde olduğu gibi, ülkemizde de sık sık iklim derişmelerinin meydana gelmesidir. Azalan buharlaşma şartlarına bağlı olarak Tuz ve Burdur gölleri şimdiki seviyesinden 100-110 m, Van Gölü 70-72 m yükselmiştir. Akşehir 42, Eber gölü 35 m kadar yükselerek birbirleri ile birleşmiştir. Konya-Ereğli arasındaki saha, 95-100 km uzunlu­ğunda ve derinliği 15-20 m’yi bulan bir gölle kaplanmıştır.
Bu jeolojik zamanın diğer bir özelliği ise yer yer gölle kaplı olan Ege denizinin bulunduğu sahanın Kuvaterner başlarından itibaren faylanmalarla bloklar halinde çekmesidir. Akdeniz suları, Ege’yi kapla­yarak Ege denizi oluşmuştur. Ege Denizinin oluşması ile de Akdeniz’in tuzlu suyu, Karadeniz’e ulaşmış; Karadeniz’in tatlı suyu tuzlulaşmaya başlamıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here